Sağlık Sektöründe Yapay Zeka
Yağmurlu bir sonbahar sabahında hastanenin kapısından girer girmez her yıl yaşadığı o gerginliği tekrar hissetti. Bu hastanede yıllar önce babasını kolon kanserinden kaybetmişti. Genetik olabileceği için doktorların uyarısı ile kendisine önerilen yaşlardan itibaren o da düzenli kolonoskopi yaptırmaya başladı. Her yıl aynı stresi ve heyecanı yaşamak onu yormaya başlamıştı artık. Derin bir nefes aldı ve doktorunun kapısını çaldı.
Kolonoskopi tamamlandıktan sonra kendine geldiğinde başucunda doktorunun kendisine gülümsediğini gördü. Doktoru yapay zekâ destekli kolonoskopi sayesinde problemli olabilecek poliplerin alındığını ve kısa sürecek önleyici bir tedavi ile sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam edeceği müjdesini verdiğinde şöyle düşündü: “Yıllar önce yapay zekâ olsaydı babamın hayatı kurtulur muydu?” cevabı “Büyük ihtimalle evet oldu.” Kendi hayatı bu teknoloji sayesinde kurtulmuştu işte! Bu teknoloji ona ikinci bir şans tanımıştı.
İnsanoğlunun en değerli varlığı sağlığı. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” demiş Kanuni Sultan Süleyman ünlü beytinde. Kanuni’nin hasta yatağında söylediği bu söz, dünyada sağlıktan daha güzel ve değerli bir şey olmadığının altını çizer. İşte bu nedenledir ki sağlık alanında yapay zekânın kullanımı başlı başına bir tıp devrimidir.
Yapay zekânın hayatımıza girdiği ilk yıllarda yeteneklerinin bu noktaya ulaşacağını ve insan hayatının bu denli merkezinde yer alacağını bu teknolojiyi üretenler bile hayal edememişti muhtemelen. Dokunduğu her alanı ve sektörü dönüştüren yapay zekâ, en başarılı ve insan hayatına en faydalı uygulama örneklerini sağlık alanında veriyor kuşkusuz.
Hayat Kurtaran Gerçek Vaka Örnekleri
Geçtiğimiz yıllarda Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde bir hastanın beyin MR sonuçları yapay zekâ teknolojisi kullanılarak analiz edildi ve erken teşhis sayesinde hasta acil ameliyata alınarak kurtarıldı. Bu olay bilim dergisi Journal of Nuerosurgery: Case Lessons dergisine göre yapay zekâ algoritması tarafından teşhis edilen, ilgili hekimlerin anında uyarlaması ile hastaya en uygun tedavinin hızlı şekilde uygulandığı ilk klinik vaka olarak tıp literatürüne girdi.
Sağlık Bakanlığı, "Yapay Zekâ Destekli Ulusal Tarama Mamografisi Raporlama Sistemi" ile bir yılda bir milyonu aşkın görüntünün incelendiğini ve kanserin erken teşhisinde yüzde 90'a yakın başarı sağlandığını bildirdi. Dünya çapında binlerce hatta milyonlarca hastanın hayatı yapay zekâ destekli erken teşhis yöntemleri ya da tedavi süreçleri ile kurtarılıyor.
Yapay Zekâ Erken Teşhiste Nasıl Hayat Kurtarıyor?
Yapay zekâ, çok sayıda bilgiyi inceleyerek insanlara benzer şekilde sonuçlar çıkarmaya çalışan bir yazılım teknolojisidir. İnsan gibi düşünemez yalnızca büyük verileri işleyerek onlardan örüntüler çıkartabilir. Sağlık alanında ise genel olarak geçmişteki milyonlarca sağlık verisini inceleyerek doktorlara hızlı ve güçlü bir ikinci görüş sunar, böylece erken teşhiste önemli bir yardımcı olarak öne çıkar. Diğer sağlık kategorilerinde de sıkça kullanılmasına rağmen yapay zekânın özellikle erken teşhiste öne çıkmasının nedeni ise erken teşhisin hayat kurtarması yani sağlık söz konusu olduğunda en öncelikli alan olmasıdır. Kanser, kalp hastalıkları ve nörolojik hastalıklar gibi kritik hastalıklarda yapay zekâ teknolojileri kullanılarak erken teşhis başarı oranı %90’lara kadar yükseldi. Kullanılan görüntüleme yöntemleri ve diğer testlerde insan faktöründen kaynaklanan yorgunluk, zaman baskısı ve diğer hataları ortadan kaldırdığı için yapay zekâ, erken teşhisin sonucu olarak tedavilerdeki başarı oranını da arttırdı.
Erken Teşhiste Yapay Zekâ Hangi Yöntemlerle Kullanılıyor?
Yapay zekâ kritik kanser türlerinde teşhis amaçlı kullanılan röntgen, MR, tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinde insan gözünün algılayamadığı anomalileri tespit ederek teşhisi kolaylaştırarak hataları ortadan kaldırıyor. Bu alanlarda görüntü işleme teknolojileri kullanılıyor.
Görüntü işleme, bilgisayarların röntgen, MR veya tomografi gibi tıbbi görüntülerdeki detayları sayılar ve desenler olarak incelemesidir. Yani yapay zekâ yazılımı daha önce binlerce hatta milyonlarca teşhis koyulmuş röntgen ya da MR sonucunu incelemiş bir göz gibi çalışarak, benzer şüpheli görüntüleri yeni görüntülerde hızlıca fark ediyor. Benzer şekilde laboratuvar tahlillerinde de veri işleme teknolojisi ile binlerce sonucu saniyeler içerisinde analiz edebildiği ve sonuçları olası hastalıklarla daha kolay ve hızlı şekilde eşleştirebildiği için doktorlara teşhis koymalarında destek oluyor. Görüntü işleme ve veri analizi yöntemleri ile özellikle deri ve göz hastalıklarının teşhisinde de önemli adımlar atılmasını sağlıyor.
Yapay Zekâ Doktorların Yerini mi Alıyor?
Özellikle hayatımıza 2022 sonlarında giren üretken yapay zekâ araçlarının insanlar tarafından tıbbi teşhiste kullanılmaya çalışılması bu sorunun daha da sık gündeme gelmesine neden oluyor. İnsanlar yaptırdıkları tetkiklerin sonuçlarını ya da yaşadıkları semptomları yapay zekâ asistanlarına sorarak hastalıklarına teşhis koymaya çalıştıkları için bu yönde spekülasyonlar da gündeme geliyor. Bunu yapay zekâ öncesi Google’ın doktor gibi kullanılmasına benzetebiliriz. Oysa yapay zekâ doktorların yerine geçmez, yalnızca onların hastalarını bütüncül olarak değerlendirirken işlerini kolaylaştırır, teşhislerinde destek olur. Yani yapay zekâ hızlı ve insan kaynaklı hatayı minimize eden güçlü bir yardımcıdır diyebiliriz.
Sağlıkta Yapay Zekânın Yolculuğu: 1970’lerden Günümüze
Pek çoğumuz yapay zekâ hakkında son on yılda bilgi sahibi olmuşken, tıp alanında kullanımı 1970’lere dayanır. Ancak o dönemdeki teknolojiyi yapay zekâdan çok basit bilgisayar programları şeklinde tanımlamak daha doğru olur. O dönemde geliştirilen bu programlar doktorlardan hastalıklara dair bilgileri alarak “eğer-ise” mantığı ile çalışan ve doktorun yerine karar vermeyen yalnızca yön sunan araçlardı. Örneğin MYCIN adlı sistem kandaki enfeksiyonları bulup, uygun antibiyotiği öneren bir yazılımdı. Bugünkü yapay zekânın fikri de bu uygulamalardan sonra gelişmeye başladı.
1980’ler ve 90’larda artık bilgisayarlar daha güçlü oldukları için görüntü işlemeye başladılar; röntgen ve mamografilerde şüpheli alanları işaretleyen CAD sistemleri geliştirildi. Bu sistemler özellikle meme kanseri taramalarında radyologlar için ikinci bir göz olarak çalışıyordu.
2000’li yıllara gelindiğinde tıp alanında dijitalleşmenin artması özellikle hastanelerin daha dijital hale gelmesiyle hasta kayıtları ve teşhis için kullanılan araçlar bilgisayar sistemlerine aktarıldıkça, yapay zekâ büyük miktardaki sağlık verisini analiz etmeye ve riskli durumları önceden tahmin etmeye başladı.
2010’lar ise yapay zekânın gerçek anlamda öne çıktığı yıllar oldu. Daha güçlü bilgisayarlar, daha fazla sağlık verisi ve bunları işleyebilen gelişmiş öğrenme algoritmaları sayesinde yapay zekâ görüntülerde doktora yakın doğruluk oranlarına ulaşmaya başladı. Özellikle kanser, kalp hastalıkları ve göz hastalıklarında aktif rol oynamaya başladı. Bu konuda bilinirliği en yüksek örneklerden biri IBM’in geliştirdiği Watson Health yazılımıdır. Bu yazılım sayesinde doktorlar teşhislerinde ve sonrasında uyguladıkları tedavi protokollerinde daha başarılı sonuçlar almaya başladılar.
Yapay Zekâ Sağlıkta Sadece Erken Teşhisle Sınırlı Değil
Yapay zekâ yalnızca teşhis alanında değil gen teknolojisinden ilaç üretimine, pandemi ve enfeksiyon hastalıklarından klinik karar destek sistemlerine hatta son dönemde özellikle ön plana çıkan longevity ve kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarına kadar sağlık alanında hemen hemen her dikeyde kullanılmaya başlandı.
Önleyici tıpta ise akıllı saat, bileklik, akıllı holter cihazları gibi giyilebilir teknolojilerin de desteği ile kalp ritmi, uyku düzeni, kandaki oksijen seviyesi gibi verileri takip ve analiz ederek obezite, kalp hastalıkları, kanser gibi hastalıklarla ilgili hastalık daha oluşmadan hastayı ve doktorunu uyararak yönlendirebiliyor.
Longevity ve Kişiselleştirilmiş Tıpta Yapay Zekâ
Özellikle son yıllarda longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) üzerine yapılan çalışmalar, yaşlanmayı yavaşlatmak ve bunu yaparken de uzayan ömür içerisindeki sağlıklı geçirilen dönemi mümkün olduğunca uzatmak amacıyla yapılan çalışmalar içerisinde yapay zekânın rolü oldukça fazla. Bu yaklaşımda riskleri önceden tespit ederek ortaya çıkmalarını engelleyen, nesnelerin interneti teknolojisini de kullanarak biyolojik metriklerin takibi odaklı kişiye özel protokoller kullanılıyor. Bu noktada verilerin işlenmesi, çıkarımların yapılması, uygun protokoller için bireyin ve doktorunun yönlendirilmesi ve uygun engelleyici tıp çözümlerinin sunulması gibi tüm süreç yapay zekâ algoritmaları tarafından yönetiliyor. Verilerin takibi için kullanılan yüzük ya da akıllı saat gibi teknolojilerin çok ötesinde akıllı aynaların, nanoteknoloji ile üretilmiş giysilerin ve kritik durumlarda kullanılan akıllı ilaçların kullanımı ile tehlikeli hastalıkları engellemek ve ömrü sağlıklı bir şekilde uzatmak mümkün hale geliyor.
Yapay zekânın sağlık alanında kullanımının artması ve özellikle son yıllarda karşımıza çıkan cilt kanseri riskini mobil uygulamalarla kişisel olarak değerlendiren sistemlerden, kan testleri ve MRI verileri üzerinden Parkinson ya da Alzheimer gibi hastalıkları semptom ortaya çıkmadan tahmin eden ileri modellere kadar geniş bir yelpazede sağlık uygulamalarına dönüşmüş olması insanlık için umut verici bir ilerleme olarak görülüyor. 46.000 katılımcı ile yapılan WISDOM adı verilen büyük bir klinik araştırmanın sonuçlarına göre herkese yılda bir mamografi gibi standart bir tarama yerine, kişisel risk faktörlerine göre meme kanseri taramasının daha etkili olabileceği gösterildi. Araştırmacılar, bireylerin genetik, biyolojik, yaşam tarzı, sağlık geçmişi ve meme yoğunluğu gibi faktörlerine göre risk değerlendirmesi yapmanın, standart “herkese aynı tarama” yaklaşımından daha faydalı olabileceğini buldular.
Türkiye’de Sağlıkta Yapay Zekâ Ekosistemi
Ülkemizde de sağlık alanında yaşanan dijitalleşme sürecinde özellikle yapay zekânın kullanımı öne çıkıyor. Yapay zekâ sağlık sektöründe tanı, tedavi, hasta takibi ve operasyonel süreçlerde verimliliği artırıyor. Kamu ve özel hastanelerde yapay zekâ destekli görüntüleme çözümlerinin yaygınlığı artıyor. Örneğin, yerli girişimler meme kanseri taramasında yapay zekâ tabanlı erken teşhis sistemleri geliştiriyor. Türkiye Girişimcilik Vakfı verilerine göre sağlık alanında yapay zekâ çözümleri geliştiren girişimci sayısı 60’ı aşmış durumda. Bu girişimlerin ürettiği projelere yapılan toplam yatırım ise 95 milyon dolar seviyesine ulaştı. T.C. Sağlık Bakanlığı Dijital Sağlık Raporu’na göre ise büyükşehirlerdeki kamu hastanelerinin %35’i, en az bir yapay zekâ tabanlı tanı veya hasta takip yazılımı kullanıyor. Bu girişimlerden Albert Health klinik araştırmalara dayalı sonuçları, kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli rehberlik ile birleştirerek, bireylerin kronik hastalıklarını güvenle yönetmelerine yardımcı oluyor.
Mamosis ise yapay zekâ algoritmaları kullanarak mamografi analizi yapıyor ve erken teşhiste doktorlara ikinci göz olarak destek veriyor. Meditechlabs isimli diğer bir girişim yapılandırılmış, güvenli ve akıllı sağlık dokümantasyonu için geliştirilmiş yapay zekâ destekli ürünler sunarak kliniklerin hayatını kolaylaştırıyor. Ülkemizde sağlık alanında farklı yapay zekâ çözümleri sunan girişimlerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor.
Sağlıkta Yapay Zekânın Geleceği: Fırsatlar ve Sorumluluklar
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık 4,5 milyarı temel sağlık hizmetlerine ulaşamıyor. Bu büyüklük, yapay zekânın potansiyel etkisini daha da önemli kılıyor. Yapay zekâ modelleri sayesinde daha hızlı ve doğru teşhisler, hastaların doğru kaynaklara yönlendirilmesi, gelişmiş veri analizleri ile önleyici sağlık politikalarının geliştirilmesi ve hastanelerin yükünün azaltılması gibi fırsatlar ortaya çıkarken, yanlış bilgi ve verilerden kaynaklanan hatalar, kullanıcı güveni ve eğitim ihtiyaçları ve yapay zekânın hata yapması sonucunda oluşabilecek riskler ile belki de en önemlisi özel veri statüsünde olan sağlık verilerinin kullanılması gibi riskler de ortaya çıkıyor. Bu konuda özellikle devletlerin düzenleyici kurumlarının ve sağlık sektörü yöneticilerinin bu riskleri bertaraf edebilecek önlemler almaları gerekiyor. Yapay zekânın sağlık alanında kullanımının avantajları çok fazla ancak her durumda insan kontrolünün olması gerektiği açık.
Yapay zekâ, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da “yalnızca doğru kullanıldığında” amacına ulaşan ve toplum için faydalı sonuçlar üreten önemli bir güç. Gelecekte bu gücün (yalnızca doğru amaçlarla kullanıldığında) milyonlarca insan için daha sağlıklı bir geleceğin kapısını aralayacağına hep birlikte şahit olacağız.




