İlk Yazar Kasa Nasıl İcat Edildi? Ödemenin Kaydedilmesi İhtiyacı Nasıl Doğdu?

Bugün bir işletme sahibi işletmesinin sattığı ürünleri ve aldığı ödemeleri telefon, tablet, bilgisayar gibi sistemlerden kolaylıkla takip edebiliyor. Teknolojinin gelişmesi ile işletme için süreçlerin takibi her geçen gün daha da kolay hale geldi.

Örnek bir senaryo üzerinden gidecek olursak; kafeye girip kahve siparişi verdiğimizde ilgili sipariş kasiyer tarafından öncelikle sipariş sistemine kaydediliyor. Aynı şekilde alınan ödemenin tipi de kart/nakit olarak sisteme kaydediliyor. Nakit ödeme yaparsak kasiyer bu ödemeyi işletmenin para çekmecesine koyuyor. Kredi kartı ile ödeme yapmak istediğimizde POS cihazı ile ödeme alınıyor. Mutabakat çok basit; nakit ile kapatılan siparişlerin karşılığı kasada, kart ile kapatılan siparişlerin karşılığı ise POS üzerinden yapılan işlemlerde görülüyor. Sipariş sistemi, POS cihazı ve para çekmecesi ile kurulan bu sistem işletmenin mutabakat süreçlerini kolaylaştırıyor ve minimum efor ile süreçlerin kayıpsız ilerlemesini mümkün kılıyor.

Peki, bu sistemler nerede ve nasıl icat edildi? Geçmişte ödemeler nasıl kaydediliyordu, mutabakatlar nasıl yapılıyordu? Ödemelerin kaydedilmesi ihtiyacı nasıl doğdu?

Dayton, Ohio - Amerika’da işletmecilik yapan James Ritty’nin karşılaştığı sorunlardan biri, satışlardan elde edilen nakdin tamamının kasada bulunmamasıydı. İşletme satış yapıyordu, azalan stoklar ve işletme içindeki müşteri sayısı satış yapıldığını gösteriyordu. Fakat yapılan satışlara karşılık gelen nakit ödemeler ile kasada bulunan para arasında fark oluşabiliyordu. Özetle yapılan satışlar ile alınan ödemeler arasında fark vardı. Ritty buradaki sorunu çözmek istiyordu.

Ritty, 1878 yılında Avrupa’ya yaptığı bir gemi yolculuğunda geminin pervanesinin dönüş sayısını kaydeden bir mekanizma fark etti. Benzer bir yapıyı işletmesindeki nakit işlemlerinin kaydedilmesi amacıyla yapıp yapamayacağını düşündü.

Ritty, Dayton’daki evine döndüğünde tamirci kardeşi John ile bu proje üzerinde çalışmaya başladılar. Birkaç denemeden sonra makul seviyede iş görür bir prototip oluşturmayı başardılar. James ve John Ritty geliştirdikleri bu makine için patent başvurusu yaptı ve 4 Kasım 1879’da patentlerini aldılar. Patent dosyasında bu icadın adı “cash register and indicator” olarak geçiyordu. Yani bugünkü karşılığı ile “yazar kasa”. Bu ürün, tarihteki ilk mekanik yazar kasa örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. İlgili patentin detayları linkten incelenebilir.

Ritty’nin icadında saat kadranını andıran bir gösterge ve mekanik tuşlar bulunuyordu. Çalışma şekli şu şekildeydi:

  • Kasiyer alınacak ödeme tutarını kasa üzerindeki tuşları kullanarak tuşluyordu.
  • Tuşlanan tutar, makinenin üzerindeki mekanik gösterge üzerinden görüntülenebiliyordu. Böylece işlem tutarı müşterinin de görebileceği şekilde gösteriliyordu.
  • Girilen tutarlar ayrıca mekanik bir mekanizma ile toplanıyordu. Girilen her ödeme, alınan toplam ödeme tutarını da arttırıyordu.
  • Kasiyer, tahsil edilen tutarı makineye kaydederek işlemi kayıt altına alıyordu.
  • Alınan nakit para ayrı bir kutuya veya çekmeceye konuyordu. Ritty’nin bu modelinde yazar kasaya entegre bir para çekmecesi bulunmuyordu.
  • Gün sonunda, gün içinde kaydedilen satış tutarı ile tahsil edilen nakitler kıyaslanarak aradaki fark kontrol edilebiliyordu.

Teknik olarak Ritty’nin kurguladığı bu mekanik gün sonu kontrolü, bugün kullandığımız mutabakat süreçlerinin oldukça erken ve mekanik bir örneğiydi.

Günümüzdeki yazar kasalardan aşina olduğumuz para çekmecesi, dijital göstergeler, rapor çıktıları tabii ki Ritty’nin ilk kasa sisteminde yoktu. Fakat bugünün modern sistemlerinde olduğu gibi Ritty’nin sistemi de yapılan satış ile alınan ödemeyi kıyaslamak, hata ve suistimalleri azaltmak için tasarlanmıştı. 

TDK’ya göre yazar kasa; “satılan malları ve tutarlarını gösteren bir fiş veren, hesabı belleğinde tutan elektronik makine” olarak tanımlanıyor. Ritty’nin patentini aldığı icat, henüz elektronik özelliklere sahip olmasa da zaman içinde gelişerek bugünkü yazar kasa kavramına doğru evrilecekti.

Ritty, işletmeciliğe devam ederken patentini aldığı kasa için de bir üretim tesisi kurdu ve yazar kasanın gelişimi devam etti. Sonraki modellerde Ritty, satışları kâğıt üzerine kaydeden yeni bir mekanizma geliştirdi. Kasiyer her satışta ilgili tuşa bastığında, mekanik bir iğne kâğıt ruloda o satış tutarına karşılık gelen bölüme bir delik açıyor, rulo da bir adım ilerliyordu. Böylece işletme sahibi gün sonunda kâğıt rulodaki delikleri sayarak yapılan satışları kontrol edebiliyordu. Satışların gün sonunda toplu olarak kontrol edilmesini sağlayan bu mekanizma, modern ödeme sistemlerinde kullanılan gün sonu raporlarının ve Z raporunun temel işlevlerinden biri olan günlük satış toplamını kontrol etme fikrinin erken örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Ritty’nin geliştirdiği yazar kasa üzerindeki çalışmaların sonraki aşamasında, 1881 yılında patentler ve yazar kasa faaliyetleri Jacob H. Eckert’e devredildi. Eckert dönemindeki önemli gelişmelerden biri, yazar kasaya para çekmecesinin eklenmesi ve zil mekanizmasının çekmecenin açılmasıyla birlikte çalışacak şekilde kullanılmasıydı. Kasiyer satış tutarını yazar kasaya kaydettiğinde çekmece açılıyor ve aynı anda bir zil sesi duyuluyordu. Böylece satışın kaydedilmesi ile para çekmecesinin açılması arasında mekanik bir bağlantı kuruluyor, işletme sahibinin satışları ve nakit hareketlerini takip etmesi kolaylaşıyordu.

1884 yılında yazar kasa faaliyetleri ve patent hakları John H. Patterson’a geçti. Patterson döneminde de yazar kasanın geliştirilmesine yönelik çalışmalar devam etti. Ritty’nin ortaya koyduğu mekanizma, yapılan yeni geliştirmelerle birlikte işletmelerin satış ve kasa süreçlerinde daha etkin şekilde kullanılmaya başladı.

20. yüzyılın ikinci yarısında elektronik teknolojilerin gelişmesiyle yazar kasalar da dönüşmeye başladı. Mekanik sayaçların yerini elektronik devreler ve hafıza birimleri almaya başladı. Toplamlar elektronik olarak tutulabilir, bilgiler dijital ekranlarda gösterilebilir hale geldi. Ritty’nin mekanik yazar kasası zaman içinde elektronik yazar kasa (Electronic Cash Register/ECR) halini aldı.

Ritty’nin satışları ve ödemeleri kayıt altına almak için geliştirdiği bu fikir, yıllar içinde gelişerek bugün işletmelerin satış, tahsilat, mutabakat ve vergilendirme süreçlerinde kullandığı sistemlerin temel taşlarından biri haline geldi.

Peki yazar kasa Türkiye’ye ne zaman geldi? Ödeme Kaydedici Cihazlar (ÖKC/Yazar Kasa) hangi ihtiyaçtan doğdu ve bugün kullandığımız sistemlerin temeli nasıl atıldı?

Bir sonraki yazımızda Ödeme Kaydedici Cihazların (ÖKC/Yazar Kasa) Türkiye’de nasıl kullanıma başlandığını yakından inceliyor olacağız.

Görüşmek üzere.