6G’nin Terahertz Dalgaları, Sensör Özelliği ve Fiziği

5G’nin milimetrik dalgalarını ve fiziğini anlatmaya çalıştığım bir önceki yazımda, bu dalgaların makroskobik dünyayla (Binalar, insan vücudu, elle tutulabilir boyuttaki nesneler vb.) etkileşime girerken, 6G’nin Terahertz dalgalarının, mikroskobik ve moleküler dünya ile etkileşime girmeye başlayacağını belirtmiştim.

Terahertz dalgalarının foton enerjileri, moleküllerin dönme ve titreşim enerjilerinin seviyeleriyle eşleşir. Bu durum, kuantum mekaniksel olarak Terahertz dalgalarının madde tarafından çok güçlü bir şekilde rezonansa uğratılmasına ve yutulmasına neden olur.

Su Moleküllerinin Etkileşimi

Terahertz kuantum enerjisi, su moleküllerinde bulunan Hidrojen bağlarının dönme enerjilerine denk gelir. Havadaki su buharı ile doğrudan etkileşime geçen Terahertz dalgaları sünger gibi emilir. Dolayısıyla su moleküllerinin koymuş olduğu direnme bu dalgaların su içindeki ilerleyişini durdurur. 

Kovalent Olmayan Bağlar

Terahertz mertebesindeki bir dalganın enerjisi, DNA, proteinler ve polimerler gibi büyük moleküllerin zayıf bağlarını uyaracak güçte bir enerjidir. Çünkü kovalent bağlar, elektron alışverişi yerine elektronu ortaklaşa kullanan ametal atomları arasında kurulan bağdır. Sinyal, bu moleküllere çarpınca, molekülü iyonize edip bozamaz. Çünkü enerjisi yeterince yüksek değildir. Ancak enerjisini bu moleküler titreşimlere aktararak ısıya dönüştürür

Peki, bütün bu teorik bilgilerin, yaşadığımız dünyada bir karşılığı var mı? Bize ne sağlayacak? Ne getirecek? Nasıl bir teknolojiyle karşı karşıyayız? Tüm bu soruların cevapları, 6G’nin temsil ettiği Terahertz dalgalarının fiziğinin getireceği radikal değişikliklerde saklı. Gelin biraz daha derinlere inip neler olacak bakalım. 

Terahertz Fiziğinin Getirdiği Radikal Yenilikler

Yukarıda bahsi geçen moleküler etkileşimler, 6G’yi bir haberleşme aracı olmaktan çıkarıp, aynı zamanda fiziksel bir sensör haline de getiriyor. ISAC (Integrated Sensing and Communication) olarak adlandırılan mimari sayesinde gerçekleşen bu durumun şöyle bir etkisi olacak: Klasik ağlarda radyo dalgaları sadece bir noktadan başka bir noktaya veri taşımak için kullanılırken, 6G’de bu dalgalar iletişim esnasında çevreye çarparak geri dönen birer radar sistemine dönüşür. Adım adım inceleyelim.

  • Terahertz Dalgaların Radara Dönüşmesi

6G, terahertz mertebesindeki oldukça yüksek frekans bandını kullanacaktır. Dolayısıyla bu frekans bandındaki sinyallerin dalga boyları oldukça düşük olacağından (mikrometre seviyesinde), ışık gibi doğrusal hareket ederler. Baz istasyonlarından veya cep telefonlarından yayılan bu dalgalar, etrafta bulunan cisimlere çarptığında yansır ve saçılırlar. (scattering)

  • Sinyal İşleme

6G baz istasyonları ve 6G’yi destekleyen tüm cihazlar sadece basit bir receiver anten değil, aynı zamanda, etraftaki cisimlerden saçılan dalgaları toplayan bir mekanizmaya sahiptir. Şebeke, geri dönen sinyali aşağıda iletilen parametreleri baz alarak analiz eder:

  1. Uçuş Süresi (Time of Flight): Dalganın sinyal kaynağından çıkıp etraftaki nesnelere çarptıktan sonraki geri dönüşü arasındaki süre ölçülür ve böylece nesnenin ağa olan uzaklığı milimetrik olarak hesaplanır.
  2. Geliş Açısı/Gidiş Açısı: Sinyalin hangi açıyla geri döndüğü tespit edilerek nesnenin 3 boyutlu uzaydaki konumu belirlenir.
  3. Doppler Kayması: Bir dalga, hareket eden bir nesneye çarparsa, o dalganın frekansı mutlaka değişir. Bu değişim baz alınarak nesnenin hızı ve hareket yönü tespit edilir.

 

  • Çevrenin Dijital Kopyası

Dalganın radara dönüşmesi, hareket halindeki dalganın çevredeki herhangi bir nesneye çarptıktan sonraki analizler sonucu konum ve hız tespitinin yapılması süreci, çok kısa süreler içerisinde defalarca tekrarlanırsa, yapay zeka algoritmaları, gelen bu verileri birleştirerek, çevrenin 3 boyutlu haritasını çıkarır. (Dijital kopyası) Böylece ortamda kaç insan olduğu, hangi hızlarda hareket ettikleri ve etrafta yer alan fiziksel nesnelerin boyutları haritalandırılır.

Sensör Özelliğinin Kazandıracakları

Kameralı Güvenliğe Alternatif

Örnek vermek gerekirse; ev içi takip durumlarında son derece etkili bir güvenlik sistemi görevini görecektir. Yaşlı bakım merkezlerini düşünelim. 6G’nin sensör özelliği sayesinde, evdeki kişinin düştüğü, uzun süre hareketsiz kaldığı durumları odadaki radyo dalgalarının değişiminden anlaşılabilir.

Otonom Araçlarda Kör Noktanın Ortadan Kalkması

Araç üzerindeki kameralar, sadece görüş alanını görür. Fakat araç üzerindeki bir 6G destekleyen cihaz, aracın geçtiği çevredeki her yeri sensör gibi tarar. Böylelikle olası ani değişimleri tespit ederek araç kullanıcısının zamanında aksiyon ve önlem almasına olanak sağlar. Örneğin; araç henüz virajı dönmeden, ilerdeki bir bisikletli önceden tespit edilir ve aracı kullanan kişi virajı o bisikletliyi göz önünde bulundurarak döner veya ona göre hızını ayarlar.

Spektroskopi

6G’nin terahertz dalgaları belirli oranlarda gaz molekülleri tarafından emilir. Baz istasyonları, sinyaldeki emilim miktarını baz alarak havadaki kirliliği, nem oranını ve olası gaz sızıntılarını ölçebilen bir çevre koruyucu sensöre dönüşür.

Bunlar sadece birkaç örnek. Bunların dışında insan hayatına olumlu anlamda dokunacak olan onlarca, yüzlerce faydadan bahsedebiliriz. 5G ile doğanın makroskobik sinyallerini aşmaya çalışırken, 6G ile doğrudan kuantum fiziğinin ve moleküler rezonansın yaratmış olduğu engellerle savaşır durumdayız. Bu savaş bize ilk defa haberleşme ağlarını aynı zamanda birer fiziksel duyu organına dönüştürme olanağı sağlıyor.

6G, tüm dünyayı kapsayacak olan bir ağ olmanın ötesinde, dünyayı milimetrik bir hassasiyetle sürekli tarayan ve haritalandıran global bir yapay zeka sensör matrisine dönüşecektir.